Ava, şehirde kızlarla yaptığı içkili akşamdan sonra otele dönerken kafasında tek bir şey vardı. Gecenin devamı, telefonun diğer ucundaki kocası ve odasında bekleyen o iri, zenci herif.
Kapıyı açar açmaz göz göze geldiler. Adam bildiğin kocaman, kaslı, taş gibi. Ava’nın gözü direkt pantolonun altına kaydı. Gecenin nasıl geçeceği orada belli olmuştu zaten.
İlk başta biraz bakışma, ufak dokunuşlar… sonra işler hızla sarpa sardı. Ava kendini yatakta sırtüstü buldu. Üstündekiler birer birer çıkarken dudakları, boynu, göğüsleri adamın ellerinin ve diliyle buluştu. Gecenin ortasında Ava’nın ağzından çıkan inlemeler, kocasının telefondan dinlediği canlı şovun sesiydi artık.
O anlar Ava için bir fanteziden fazlasıydı. Götünü iyice kaldırdı, tam istediği gibi aldı adam onu. Her vuruşta nefesi kesiliyor, kocasıysa bunları duymak için kulak kesiliyordu. İçinden geçen her şeyi söylüyor, adamın nasıl bastıra bastıra soktuğunu kocasına anlatıyordu. O da telefonda sessiz, ama deli gibi tahrik olmuş halde dinliyordu.
Ava’nın teni ter içinde, saçları darmadağın, sesi kısılmıştı. Ama yüzünde tek bir ifade vardı: sonunda yaşadığı o yasak zevk. Sertti, derindi, uzun sürdü.








