Düğüne sadece on beş dakika kalmışken gelin Olya sırrını açıklıyor. Yere düşen fotoğraflar, kırılan güven ve havada asılı kalan tek soru: Mükemmel bir evlilik için nereye kadar gidilir? Kolya kendini ihanete uğramış hissediyor. Olya ise affedilmeyi umuyor. Gelinlik içinde gözyaşları akarken, damat öfkeyle bağırıyor. Daha düğün marşı çalmadan ortalık tam bir skandala dönüyor.
Oda gerilimle dolu. Suçlamalar, ağır sözler, kırgınlık… Ama tartışmanın altında başka bir şey de var: hâlâ sönmemiş bir arzu. Olya dizlerinin üzerine çöküp Kolya’ya yalvarıyor. Sadece sözle değil, bedeniyle de onu ikna etmeye hazır. Gelinliğin altındaki çıplak ten, yüksek topuklar ve titreyen nefes… Atmosfer bir anda değişiyor.
Kolya öfkesini bastıramasa da gözlerini ondan alamıyor. Olya elini kemerine götürüyor, sertleşmiş aleti avuçluyor. Gelinliğin etekleri yukarı sıyrılıyor, beyaz kumaşın altında yasak ve kirli bir gerilim var. Önce oral başlıyor; makyajı dağılırken dudakları kararlı. Kolya’nın öfkesi yavaş yavaş yerini şehvete bırakıyor.
Ardından daha cesur bir adım geliyor. Olya, anal plug’ı çıkarıp ona bakıyor; bu, sadakatin ve arzunun en uç sınırında bir test gibi. Kolya onu duvara yaslayıp sertçe öpüyor. Gelinlik buruşuyor, küfürler inlemelere karışıyor. Aralarındaki seks hem öfkeli hem tutkulu; hızlı, kontrolsüz ama bir o kadar gerçek.
Yatakta devam eden bu ateşli birleşme, gözyaşlarını zevke çeviriyor. Olya her darbede daha çok bağlanıyor, Kolya ise öfkesini bedeninde eritiyor. Skandal, aşağılanma ve tutku arasında sıkışan bu çift, düğün marşından önce en çılgın uyum testini yaşıyor. Ve tam her şey dağılmış sanılırken, aralarındaki aşk en ham, en yakıcı haliyle yeniden doğuyor.







